
EA Sports’un geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği FC 24 lansmanıyla birlikte milyonlarca meraklı hayran, FIFA ile uzun yıllardır devam eden işbirliğinin bitişi sonrasında geliştiricinin kapalı kapılar ardında neler yaptığını resmen öğrenmiş oldu.
EA Sports bu süreçte ayrıca sayılı kişiye yeni oyunu deneyimleme fırsatı verdi ve biz de 3 gün boyunca oyunu oynayıp sizleri neler beklediğine göz attık. Maalesef görsel paylaşamasak da elimizde oldukça somut bir deneyim var.
Ancak oynanış deneyimimize gelmeden önce, öncelikle EA Sports FC 24 ilgili bazı noktalardan bahsedelim.
Kadın futbolu bir adım daha atıyor
FIFA 16 ile beraber milli takımlar düzeyinde seriye ilk kez dahil olan kadın futbolu, aradan geçen yıllardan sonra FIFA 23’te oyunun önemli odak noktalarından biri haline gelmişti. EA Sports ise bu bağlamda çıtayı biraz daha yukarı taşımak için FIFA 23’te yer alan kadın futbolu liglerine ek olarak İspanya Liga F, Almanya Frauen-Bundesliga, Barclays Women’s Super League, Division 1 Arkema ve ABD Ulusal Kadınlar Ligi’ni oyuna dahil etmiş.
Tüm bu ulusal futbol liglerine ek olarak, milyonlarca oyuncunun her yıl severek oynadığı Ultimate Team’e de FC 24’le birlikte kadın futbolcuların ekleneceği açıklandı. Böylece kadın futbolcular da artık Ultimate Team kadrolarının birer parçası haline gelebilecek.
Yeni marka, yeni kimlik, yeni tasarım
EA Sports FC 24, bildiğiniz üzere FIFA ile olan 30 yıllık lisans anlaşmasının bitişinin ardından duyurulan ilk yapım. Böylesine büyük bir ayrılığın çarpıcı sonuçları da yeni marka ve kimlik gibi detaylarda net şekilde karşımıza çıkıyor. FC 24, logosundan ara yüzüne kadar tamamen baştan tasarlanmış. Şüphesiz dikkatimi çeken ilk detay ise tanıtımı geçtiğimiz ay yapılan yeni logo oldu. Logoda ön plana çıkan belirgin üçgen şekli, oyunun tanıtımında da hatırı sayılır miktarda kullanılmış. Yöneticiler tarafından ifade edildiği üzere bu üçgen, futbolun da temelde üçgenler kurularak oynanan bir oyun olmasına atıfta bulunuyor.
Yeni logoya ek olarak yenilenen ara yüz de açılış ekranından itibaren farklılığıyla dikkat çekiyor. Serinin önceki oyunlarının aksine çok daha basit, yalın ve sade bir tasarım anlayışıyla karşımıza çıkan menüde siyah baskın renk olarak tercih edilmiş. Ara yüzde yapılan bu değişim, sıklıkla vurgulandığı üzere aslında “yeni bir çağın başlangıcını” bariz şekilde vurguluyor.
Bununla birlikte oyunun ayarları, iç menüleri, kontrol şablonları gibi ince detaylar daha az değişime uğrayan tarafta yer alıyor. Oyuncuların uzun yıllardır aşina olduğu menülerde devrimsel farklara gidilmeden ‘yeni oyun’ izleniminin yaratılabilmesi önemli bir detay.
Oynanış, yeni teknolojilerle artık hiç olmadığı kadar ‘gerçek’
Etkinlikte beklendiği kadar yer verilmeyen en önemli kısım, FC 24’ün oynanışı oldu. Geliştirici bu bağlamda üç farklı konu üzerinde duruyor: Frostbite, HyperMotionV ve PlayStyles.
Değişimin en az hissedildiği yerden başlamak gerekirse, Frostbite, geliştirici Electronic Arts’ın 2008 yılında piyasaya sürdüğü ve sürekli üzerine koyduğu oyun motoru. Ağırlıklı olarak aksiyon oyunlarında tercih edilen Frostbite’la FIFA’nın yolları, ilk olarak FIFA 17 oyununda kesişmişti. Bu tercih o dönemde oyundaki çeşitli bug’lar nedeniyle eleştiri oklarının hedefi haline gelmiş olsa da EA, grafik anlamında yıllar içinde yaptığı geliştirmelerle oyunu belirli bir noktaya kadar optimize etmeyi başardı.
FC 24’le birlikte Frostbite oyun motorunun yaşadığı büyük bir değişim de bulunuyor. Yeni oyunla birlikte artık oyuncuların iskelet modellerinin taranarak çok daha gerçekçi animasyonlara sahip olmasını sağlayan SAPIEN oyuncu modeli teknolojisi kullanılıyor.
Bir diğer önemli yenilik olan HyperMotionV teknolojisi ise FC 24’le beraber hayatımıza girmeye hazırlanan özelliklerden bir tanesi. Tanıtımı Erling Haaland’ın geçtiğimiz sezon Borussia Dortmund ağlarına gönderdiği bicycle kick golüyle yapılan özellik sayesinde, futbol maçlarında belirli oyuncuların sergilemiş olduğu ikonik hareketler, vuruşlar ve atmış olduğu goller kaydedilerek oyuna aktarılıyor. Oyun esnasında benzer bir pozisyon yaşamanız halinde ise o oyuncunun ikonik hareketini sergileyebiliyorsunuz. Pre-beta deneme sürümü kapsamında oynadığım maçlarda Erling Haaland’ın ünlü golünü taklit etmeyi başardığımı söylemeliyim. Bu özellik sayesinde yüzlerce ünlü futbolcunun imzası haline gelen becerilerini çok daha sürükleyici bir deneyimle tekrar etmeniz mümkün kılınıyor.
Oynanışta yapılan değişimlerin sonuncusu ise PlayStyles olarak adlandırılan bir diğer özellik. Adından da anlaşılacağı üzere bu yenilik, farklı oyuncuların farklı oyun tarzlarının oyundaki etkisini artırmaya yönelik bir girişim. Bu bağlamda istatistik firması Opta ile işbirliği yapan EA Sports, oyuncuların reytinglerini gerçeğe daha yakın ayarlayabilmeyi ve her oyuncunun kendine özgü becerilerini ön plana çıkararak oynanışı daha kişisel, özgün kılmayı amaçlıyor. Bu da demek oluyor ki, örneğin artık dribling reytingleri aynı olan iki oyuncu bile aynı hızlarda, aynı ritimde koşmayacak. Bu özelliği SAPIEN oyuncu modeli teknolojisiyle birleştirdiğinizde, en azından kâğıt üzerinde karşınıza çok daha özgün bir oyun deneyimi çıkıyor. Deneme süresince yaptığım maçlarda bu etkiyi kısmen de olsa gözlemleyebildim.
Kişisel oynanış deneyimi
FC 24’ü deneyimleme şansı bulduğum kısıtlı sürede aslında neyin evrim geçirdiğini, neyin değiştiğini ve neyin aynı kaldığını tespit etmek çok zor olmadı. Yukarıda da bahsettiğim üzere evrim geçiren ve şirketin de sürekli vurgulamaya devam ettiği kısım ‘yeni kimlik’. Ancak açılışıyla beraber sizi bambaşka bir oyun karşılıyormuş hissi uyandıran FC 24, iş oynanışa gelince bu kadar radikal davranamıyor. Bildiğiniz gibi FIFA, uzun yıllardır başarılı olan formülünü bozmadan eklemeler yaparak her sezon üstüne biraz daha koyan bir seriydi. Ben de uzun yıllardır serinin tüm oyunlarını deneyimlemiş biri olarak herhangi bir FIFA açtığımda bir pasın veya şutun gideceği nokta konusunda şimdiye dek nadiren sürpriz yaşadım. Belki de yıllardır sürpriz yaşamayı en beklediğim – ve kısmen umduğum – yapım olan FC 24 ise bu anlamda beni hiç şaşırtamadı desem yeridir. Yukarıda tek tek değindiğimiz üç temel yeni özelliğin oyuna kattığı akıcılık ve gerçekçilik hissi gözle görülür şekilde hissedilse de bir süre sonra güncel kadrolu, güncel reytingli FIFA 23 oynuyormuş hissine kapıldığımı söylemeliyim.
Aslında bu hem iyi, hem de kötü. İyi olmasının nedeni, FIFA 23’ün zaten gayet başarılı bir oynanışa sahip olması. Kötü olmasının nedeni ise oyuncuların artık buna ‘fazla’ alışmış olması. FC 24’ü açarken düşündüğüm tek şey, muhtemelen ilk maçın ilk dakikalarında tökezleyip, ‘Dur ya, ben bir ayarlarıma bakayım’ diyecek olmamdı. Ancak yaptığım maçların hiçbirinde bunu yaşamadım, hatta aksine son derece konforlu süre geçirdim. Yani kısacası, yeni oyun ünlü futbol serisinin yukarı yönlü ivmelenişini duraksatıyor, ancak geriye giden de hiçbir şey yok.
Sonuç olarak bu yenilikler, oynanışta devrimsel bir fark yaratmıyor olsa da zaten başarılı olan formülü bir üst seviyeye çıkarmaya yetiyor. Yeni teknolojilerin ön plana daha çok çıkabilmesi için daha fazla oyuncuyla ve takımla, farklı oyun modlarıyla (oyuncu kariyeri, menajer kariyeri gibi) da oyunu enine boyuna test etmek gerekiyor.
Ancak en azından şimdilik söyleyebileceğim şu ki, örneğin önceden genel reytingi fazla yüksek olmadığı için ilgi görmeyen oyuncular artık gerçek hayattaki özgün bazı becerileri sayesinde oyunda çok daha değerli bir konuma gelebilecek. Özellikle menajer kariyerinde yapılan değişimler, eklenen detaylı taktikler, sistemler söz konusu olduğunda bu yenilikler çok daha belirleyici olacaktır. Bu da FC 24’le beraber EA Sports’un futbol serisini gerçeğe bir adım daha yaklaştıracağının habercisi.
Kaynak : Atakan Diren, IGN Türkiye’de editör.



